Yepyeni bir makalenin başlangıcı:
Alıntı:
Sektörler kiminle buluştu: Bilişimle mi yoksa Vizyonsuzlukla mı?
Makaleyi kaleme alın: Aydın Bez
Giriş
Cebit Eurasia 2009 Bilişim Fuarı’nın bu seneki söylemi “Sektörler Bilişimle Buluşuyor” idi. Peki sahiden de sektörler bilişim ile buluştular mı? Yoksa köşe başında kendilerini bekleyen bilişim tekelleri miydi? Üstelik Ar-Ge yatırımlarının peşinde koştuğumuz Avrupa Birliği ülkelerinin kat be kat altında olduğu düşünülürse değil bilişimle buluşmak teknolojiye dahi uzağız. Birde tüm bunların üzerine ulusal bir bilişim, Ar-Ge ve teknoloji vizyonsuzluğunu da eklersek ne dediğimiz ortaya çıkacaktır.
Kavramlar üzerinde biraz gezinti
Bilişim ve bilgi teknolojileri, kısa bir tanımla mesafeleri kısaltan günümüzün büyük teknolojisi. Sadece mesafeleri kısaltmak değil maliyetleri de düşürmekte üstüne yok; verimli, hızlı, sonuç odaklı çalışabilmenin de kapılarını gerek kişisel, gerek firmalar, gerekse kamu kurumları bazında kapılarını aralamıştır. Üstelik an be an gelişen bilginin de sınıflandırılması, işlenmesi, değerlendirilerek verimli hale getirilebilmesi bilişim teknolojilerinin kullanılması sayesindedir. (dipnot: Küçük bir örnek için Pardus-Linux eDergi’nin 14. sayısında yayımlanan … söyleşiyi okuyunuz.)
Teknoloji ise ilk mekanik halı dokum tezgâhı icat edildiğinden bilgisayarlar er meydanına çıktığından beri sürekli gelişen ve insanların aktif olarak bulunduğu her türlü alanı, iş kolunu düzenleyen, iyileştiren, kolaylaştırıcı bir öneme sahip bilimsel bir alandır.
Gerek bilişim gerekse teknolojinin hızına bugün yetişmek mümkün değildir. Basitçe artık zaman ve mekan gerçeklikleri bu iki kavram sayesindedir ki kısalmıştır. Devlet kurumları, firmalar ve içinde bulundukları sektörler, insanlar da erişebildikleri orada bilişim ve teknolojiye ve de sahip oldukları bilgi-birikim-beceri ekseninde işlerini görmektedirler. Ancak hepsinin ana amacı aynıdır: daha verimli, daha hızlı, sonuç odaklı, uygun maliyetli ve güvenli bir çalışma.
Bilişimin tüketilmesi
Bugün kuşku yok ki, bilişim teknolojilerinin en büyük tüketicisi devlettir; ardından firmalar gelir ve sonrasında ise her ikisinden bağımsız fakat her ikisiyle de içli dışlı insanlar. Devlet büyük olmasına karşın ne yazık ki bu gücünü yetirince kullanamamaktadır. Özellikle de işin içinde yandaşlarını, kendisini seçimlerde destekleyenleri zengin etme duygusallığı işin içine girince büyük alıcı baskı kurup bilişim teknolojisini üretip kendisine pazarlayan firma ya da firmanın ülkedeki dağıtıcısına kendi işlemlerine, kullanım amacına yönelik yazılımlar ürettirip, fiyat kırdıracak yerde alakasız ihaleler yüzünden deyiz yerindeyse kazıklanmakta, kaynaklar başka yerlere aktarılmaktadır. Muhalefet tarafından, tüyü bitmemiş yetimin savunucusu yazarlardan sıklıkla söylenir, filanca il milli eğitim kurumunun yazılım alım ihalesinde usulsüzlük oldu, satın alınan donanımlar kullanışsız ve sonraki sürümü desteklememekte, ihale işin ehli olmayan yandaş partizan firmaya bırakıldı…
Ancak firmalar ne istediklerini çoğunlukla bilirler. Çünkü amaçları üretim veya hizmettir ve verimliliklerini iyi planlayıp kar etmek isterler. Bu yüzden yazılım-donanım tedarikçileri ve bilişim teknolojilerini (BT) kendilerine pazarlayanlarla iyi alışveriş ve pazarlık yapıp isteklerine uygun alımlar yaparlar.
Son kullanıcı ise maalesef araştırdığı vakit işini görecek tüketim yapar; yoksa işi teknoloji zincir mağazalarının aç gözlülüğüne kalır ki, bu kazıklanmak demektir.